Edinilen bilgiye göre ilçede faaliyet gösteren bir fırın zincirinin işletmecisi H.Ç., kendisine borçlarını ödemesine rağmen senet imzalatıldığı iddiasıyla G.Ö. hakkında şikâyetçi oldu. H.Ç. ifadesinde şu açıklamalarda bulundu:
“Şahıs bana arkadaş gibi yanaştı. Maddi olarak, zor durumdaydım çek kırdırdım. Çek ödemesini 200 bin TL aldım karşılığında 350, bin TL ödedim. Sonrasında faiz süreci bitmedi, durmadan katladı. Eşimin hamileliğinden dolayı süreci, yansıtmadım faizler katlanarak büyüdü. Getirdiği senetleri imzalamak zorunda kaldım. Sonrasında üzerime araç verip, satışını yapmamı istediler. Araç satışını yapmak zorunda kaldım yine senetleri imzalattılar. Eşimin haberi olunca şikayetçi olmak durumunda kaldım ama ailemin etkilenmesini istemediğim için tek başıma baş ettim.”
Şikâyetin ardından Bodrum Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Büro Amirliği ekipleri teknik ve fiziki takip başlattı.
Bodrum KOM Büro Amirliği ekiplerinin 2 ay boyunca yürüttüğü çalışmanın ardından ilçede bir fırını işleten G.Ö.’yü tefecilik suçlamasıyla gözaltına aldı. Şüphelinin evinde yapılan aramada farklı kişilere ait çok sayıda icra takip dosyaları ile senetler ele geçirildi. Diyarbakır’da bir bankada güvenlik görevlisi olarak çalışan E.Y. de G.Ö.’nün gönderdiği çekleri kırdırdığı suçlamasıyla gözaltına alındı, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Karakoldaki ifadelerinin ardından Bodrum Adliyesi’ne sevk edilen şüpheli G.Ö., savcılıkta ifade verdi. Savcılık, şahsı tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti.
Hakkındaki tefecilik ve yağma suçlarını kabul etmeyen şüpheli, mahkemede yaptığı savunmada şu ifadelere yer verdi:
“Ben H.Ç.’yi 10 yıldır Bodrum’da esnaf olması sebebiyle tanırım. E.Y.’yi ise 7-8 yıldır tanırım. H.Ç.’nin benimle ilgili suçlamaları asılsızdır. Kendisi esnaf olduğu için benden borç para istedi. Ben de daha önceden tanıdığım için güvenerek kendisine para verdim. Ardından ödeme yapamayınca ‘senet vereyim’ dedi. Senet verdikten sonra bir daha para isteyince bana ait olan aracı da istedi. ‘Bana arabayı ver bende önümü göreyim’ dedi. Ben de bunun karşılığında yine senet yaptım, ancak bunu da ödemedi. Bunun üzerine ben şahsı icraya verdim. Halen borcu devam etmektedir. H.Ç., bana şirketine ait çek vermişti. Ben de bu çeki Diyarbakır'da arkadaşım olan E.Y.’ye gönderdim. O da çek karşılığında para verdi ve H.Ç.’nin işi görülmüş oldu. Ben şahsa faizle para vermedim. Tefe karşılığı para vermedim. Bana iftira atmaktadır. Ben kimseyi tehdit etmedim. Bu şahısların bana borcu vardı. Buna karşılık bana senet verdiler. Ben de onları borçlarını ödeyemeyince icraya verdim.”
Şüphelinin avukatı ise yaptığı savunmada şu açıklamada bulundu: “Şüphelinin atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle şüphelinin öncelikle serbest bırakılmasını, hakimliğiniz aksi kanaatte ise en azından adli kontrol hükümleri uygulanarak tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesine karar verilmesini talep ederiz. Soruşturma konusu suçun unsurları oluşmamıştır. Taraflar arasında yaklaşık 10 yıllık bir ticari ilişki vardır, bu süre içerisinde defalarca para alışverişi olmuştur. Müşteki taraf sürekli müvekkilden yardım isteyen bir durumda bulunmuştur. Müvekkil kendisine yardım amacıyla verdiği paranın iadesini istemektedir. Dosyadaki icra takip dosyalarının büyük bir kısmi müvekkilin avukatlarının icra vekalet ücretidir. Bir kısmı da mal alım satımıyla ilgilidir. Müvekkil ticaretle uğraştığı için dosyalanın bulunması normaldir.”
Mahkeme heyeti, şüphelinin tutuklanmasını gerektirecek somut delil bulunmadığı, şüphelinin kaçacağına veya saklanacağına dair şüphe uyandıran herhangi bir somut olgunun bulunmadığı gerekçesiyle tutuklamanın reddine, yurtdışına çıkış yasağı konularak adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi. Savcılığın şahsın serbest bırakılmasına itiraz ettiği öğrenildi. H.Ç.’nin avukatı da yaptığı açıklamada “Müvekkillerimin yaşadığı mağduriyetler somut delillerle desteklenmekte olup, gerekli tüm başvurular ilgili mercilere yapılmıştır. Bundan sonraki süreçte de hukuki takip titizlikle sürdürülecektir. Kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesini önlemek adına belirtmek isteriz ki; yaşanan durum açıkça haksız fiil niteliği taşıyan ve ısrarlı biçimde devam eden maddi ve manevi yok etme stratejisidir. Müvekkillerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi ve benzer olaylarla başka mağduriyetler yaşanmaması adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Adli ve idari makamların gerekli incelemeleri yapacağına olan inancımız tamdır. Müvekkillerimiz adına talebimiz hem hukuki hem toplumsal açıdan adaletin sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Kent Tv





